
Çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan, fırından yeni çıkmış mis kokulu bir keke kim hayır diyebilir ki? Yapması son derece kolay görünse de mutfağa her girdiğimizde o bulut gibi yumuşacık ve pofuduk dokuyu yakalamak her zaman mümkün olmuyor. Çoğu zaman büyük bir hevesle hazırladığımız kekler fırından sönük, kuru ya da içi hamur kalmış şekilde çıkabiliyor.
Oysa usta şeflere göre tam kıvamında bir kek yapmanın yolu upuzun tariflerden değil, pastanecilerin yıllardır bir sır gibi sakladığı o tek bir basit malzemeden geçiyor. Dokunduğunuzda bir bulut gibi esneyen, ağızda ise eriyip giden o mükemmel kekin sırrını öğrendiğinizde mutfaktaki tüm alışkanlıklarınız değişecek.
EZBER BOZAN GİZLİ MALZEME
Herkesin hayalini kurduğu o asla bayatlamayan ve pamuk gibi kalan keklerin arkasında aslında oldukça şaşırtıcı bir kahraman gizleniyor: Haşlanmış patates. Kulağa ilk başta çok tuhaf gelse de haşlanıp pürüzsüz bir püre haline getirilmiş orta boy bir patates parçası kek harcına eklendiğinde mucizeler yaratıyor. Merak etmeyin, patates keke asla kendi tadını ya da kokusunu vermiyor. Ancak sahip olduğu eşsiz nişasta yapısı sayesinde kekin içindeki nem dengesini tamamen değiştiriyor.
Nem fırınlama esnasında kekin içine hapsoluyor ve böylece kekiniz sonraki güne kalsa bile ilk dakikadaki tazeliğini ve pamuksu dokusunu koruyor. Özellikle çikolatalı ve kakaolu keklerde bu yöntem dokuyu bambaşka bir seviyeye taşıyor. Hatta harcı fırına vermeden hemen önce ekleyeceğiniz çeyrek çay bardağı kaynar su da kakaonun rengini parlatarak fırındaki kabarma tepkimesini kusursuzlaştırıyor.
MUTFAKTAKİ GİZLİ TEHLİKE: ODA SICAKLIĞI
Elbette bu gizli malzemenin büyüsünü gösterebilmesi için mutfakta kulaktan dolma yapılan bazı hatalardan da vazgeçmek gerekiyor. Bunların ilki ve en önemlisi oda sıcaklığı kuralı. Yumurta, süt veya yağı dolaptan çıkarır çıkarmaz harca eklerseniz malzemelerin birbirine bağlanmasını engeller ve kabarma sürecini daha başlamadan bitirirsiniz. Pürüzsüz bir dokunun ilk adımı, tüm malzemelerin mutfak tezgahında bir süre dinlenmesinden geçiyor.
SABIRLA ÇIRPILAN YUMURTALAR VE UNUN SIRRI
Ardından gelen aşama ise tam bir sabır işi. Şeker ve yumurtayı öylesine karıştırmak yetmiyor; karışımın rengi tamamen beyaza dönüp hacmi iki katına çıkana kadar yüksek devirde çırpmak gerekiyor. Eğer gerçek bir sünger dokusu peşindeyseniz, yumurta aklarını ayrı bir kapta kar gibi olana kadar çırpıp en son aşamada harca yedirmek en doğrusudur. Çoğu kişinin üşendiği ama kekin kaderini belirleyen bir diğer adım ise unu elemek. Unu paketinden çıktığı gibi kaba boşaltmak içindeki havayı yok edeceği için un, kabartma tozu ve vanilyayı en az iki kez eleyerek karışıma dahil etmek gerekiyor. Bu basit dokunuş hem topaklanmayı önlüyor hem de kekin her yerinin eşit şekilde yükselmesini sağlıyor.
MİKSERİ NE ZAMAN BIRAKMALISINIZ?
Son olarak, un harca girdikten sonra mikseri tamamen bir kenara bırakmalısınız. Çünkü un eklendikten sonra hızlıca çırpmaya devam etmek gluteni harekete geçiriyor ve keki sertleştiriyor. Bir spatula yardımıyla, aşağıdan yukarıya doğru yapılan nazik ve dairesel hareketlerle hamuru karıştırmak, içerideki o değerli havayı korumanızı sağlıyor. İşte tüm bu küçük sırları bir araya getirdiğinizde, fırından çıkan o bulut gibi kekle çay saatlerinizin yıldızı olmamanız için hiçbir sebep kalmıyor.

